18 Aralık 2011 Pazar

Bir zamanlar ben!

Pantera-Cemetery Gates koydum youtube'a da aklıma geldi. Bir zamanlar ne gürültü severmişim. Haşa, rock müziğe gürültü demem, yüksek sesle sağır edercesine dinlerdim şarkıları o bakımdan...
 
Bir ara "intihar eden adama en yakışan şarkılar" listem vardı benim. Şaka değil, onları dinlemeyi ve sanki bir yerden atlayıp hayata son vermeyi planladığımı hayal ettiğim günlerimde çok dönerdi o şarkılar. Hayır, asla intihara meyilli bir insan olmadım, asla da verilen bu hayatı cört diye geri iade etmeyi aklıma bile getirmedim. ama hayali bile şarkıların atmosferiyle o kadar uyuyordu ki. Sahi ben atmosferi hissetmeden bir şarkıya bağlanamıyorum. Bir otobüs yolculuğunda camdan bakmak kadar klişe olsa da beni bir havaya sokmalı, bi ana götürmeli ya da yeni bir anın hayaliyle gelmeli o şarkılar. Bu yüzden belki radyo tv eğitimi almışken ah o filmlerin hakkını vermeliydim de müzik direktörü neyim olaydım dediğim anım çoktur.

İntihara meyilli şarkılarımın başında Pantera'dan Cemetery Gates gelirdi. Zamanla anlık depresyona sokan ve ilham veren bu şarkılarım çeşitlendi. Ama artık o kadar azlar ki...

Hoş belki de ben daha mülayim, pop müzikte çakkıdı cakkıdı oynayabilen yeri geldi mi göbek atabilen biri haline geldiğim içindir, o da ayrı dava.

Ben gençken (o kadar yaşlı değilim ama bi 27 oluyoruz Ocak'ta) renkli giyinir, ekose ile puantiyeyi karıştırır, saçlarımızı yağlanana kadar yıkamaz, pis gezer, sokakta oturur içerdik. Birdir bir oynayıp yere düşünce gülecek kadar enerjiktim. Ders üstüne, dans dersine girer çıkınca eve koşturarak gidecek kadar iyi de bünyeye sahiptim. Na bu sağ ayağımı aldığımda solunun etrafında spagetti gibin dolardım. Ay ne günlerdi o günler.

Şimdi daha hantal hissediyorum kendimi. Hayatın getirdiklerine karşı daha korumacı davranıyorum ya da yeni kararlar almakta zorlanıyorum. İnsanların yeni bir şeyin heyecanına girdiklerini gördüğümde içimden "ah ben de böyleydim" diyorum ama stabil hayatımı sevdiğimden "yok yok sen bildiğin gibi yap" telkininde bulunuyorum.

1985 jenerasyonuna has bir durum mu bilmem ama etrafımda sapıtmaya meyilli ne kadar adam varsa, durulmak isteyen bir o kadar adam var. Yani ben durulmak istemiyorum aslında, nehir yavaş akıyor. Zaman hızlandıkça inadına durmak ister oldum sanki. Rock yerine chill out, gece hayatı yerine evde dvd/dizi, atraksiyon yerine sarılmayı uygun bulur oldum.

Hayatım hareketlensin dediğim anda da "ne gereği var" en büyük yardımcım oldu. Yapmak istediklerimi hep ertelediğimi farkettim. Ertelememi hep bahanelerle süslediğimi de. İşte belki de tam bu yüzden intihar şarkıları listemi artık dinleyemez oldum.

Çünkü işler ciddileşiyordu, hayat ciddileşiyordu ve bu tip düşünceler yüzünden özenle listelediğim şarkıları dinledikçe depresyona girer oldum. İki el açık ya allah atlıyorum köprüden tadında. Tam tadında yani. Ölmezsen sakat kalırsın durumunda. Sonra silkeledim kendimi, birinin bunu yapması gerekiyordu ama kimse yapamayacağı için kendim yaptım. En büyük hatamız sizi durduranın hep başkası olması istememiz değil mi zaten. Biri beni durdursun, birader seni kimler durdursun? Senin kendine faydan yokken birinin sana nasıl faydası olsun ki...

Dediğim gibi ölmeyi falan düşündüğüm yok. ama hepimizin buhran anları oluyor değil mi? Yok artık dediğiniz ya da pes pişmiş tavuk gibiyim diye serzenişte bulunduğunuz anlar. Ama bi sakin olsak durum apaçık ortada. Başımızı derde sokan da biziz, hayatı durduran da, heyecanı tavana vurduran da...

Ünlü üstad Sertar Ortaç'ın da dediği gibi "kafam da deli sorular" yani, o derece. Ama önce sen kendini bileceksin "ne istiyorum" yanıtını kendine dürüstçe verdiğinde hayat bir düzene giriyor ki. tabi dış faktörlerin etkisinden bahsetmiyorum. Ruh halin, ilişkin, işin ona göre ilerliyor. YAni biraz kendine güvenmen gerekiyor. İç sesine de öyle. Misal benimki geçenlerde Kara Üzüm Habbesi söylüyordu ama ona küsmedim. Onu dinledim, el verdim halaya tutuştuk. Yani neşeye izin verdim. Neşenin bünyeye girmesine ve orada kalmasına.

Hayat kimse için kolay geçmiyor. Hep soru, sorun. Siz siz olun benim intihar müzikleri listemi asla merak etmeyin. 35-40 şarkılık bu liste gerçekten adamı ipe götürür. Gençlik başka birşey işte. O zaman hop tirililaylaaay lay lay lilaylom havasında olunca bu şarkılar sana çayda çıra gibi geliyor ama artık öyle değil. Belki de bu yüzden istediğim gibi yaldır yaldır müzikler yapmaya insanların mecali yok. Onların nerden olsun, benim mecalim yok... Sizin varsa el edin de hep birlikte halaya tutuşalım!



1 yorum:

  1. keyifli bir yazıydı ...

    halaya gelince seve seve haydee :)))

    sevgiler...

    YanıtlaSil